ÇAYCUMA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
ŞİKAYETÇİ : ŞAHİN ÇARŞANBALI
ADRES Topkapı Mah. Pazartekke Aralığı Sk. No.1 D.9 Taç Apt. Fatih
İstanbul
ŞÜPHELİ : OYKA Kağıt Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. Çaycuma Şubesi
ADRES : Perşembe Yolu Üzeri 67900 Çaycuma ZONGULDAK
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
KONU : Çevreye yayılan sağlığa zararlı, insan yaşama kalitesini ciddi anlamda azaltan koku ile dereye şüpheli tarafından bırakılan ve zehirli olduğunu düşündüğüm atıklar.
AÇIKLAMALAR
:
- Şüpheli uzun yıllar faaliyet gösteren SEKA Kağıt Fabrikasından devir aldığı fabrikayı işletmektedir.
- Bahsi geçen fabrika yerinde makamınızca yapıalcak tespitte görüleceği üzere, çevreye insan sağlığına zararlı olduğunu düşündüğüm koku yaymakta ve fabrikanın önünden Filyos çayına akıtılan zehirli olduğunu düşündüğüm atık bırakmaktadır. Bu atıkların gerek kendisi gerekse çevreye yaydığı kokular açısından ciddi tehlike teşkil etmektedir.
- Şehir halkının da çok iyi bildiği üzere ilgili fabrika uzun yıllardır Çaycuma’da faaliyet göstermektedir. Bu şekilde kağıt üretim fabrikalarında FİLTRE konulması gerekmekte olup makamanızca da tespit edileceği üzere söz konusu fabrikada konulduğu iddia edilen filtreler konulmamıştır. Zira bu şekilde kağıt üretimi yapan bir fabrikanın insan sağlı ve çevre hukuku açısından hukuka ve mevzuata aykırı üretim yapması her türlü tartışmadan varestedir.
- İnsan Hakları Sözleşmeleri ile Anayasa ve ilgili tüm mevzuat çerçevesinde düşünüldüğünde mevcut bu durum suç olup cezalandırılması gerekmektedir. Ayrıca bu şekilde sağlığa zararlı faaliyet gösteren firmaların tedbirren durdurulması gerekmektedir.
- Anayasının 56. maddesine göre “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. “Türk Ceza Yasasının 181. maddesinde “ (1) İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
- Mevcut bu eylemlerin gerçekleştiğinin tespiti ancak uzman raporlarıyla mümkündür. Bu noktada sayın makamanızca uzman raporu alınmasını talep ediyoruz.
- 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesine göre "Atık" terimi; “herhangi bir faaliyet sonucunda çevreye atılan veya bırakılan zararlı maddeleri” ifade eder. Çevre Kanununda atık ve artık terimleri birlikte kullanılmasına rağmen sadece atık teriminin tanımı yapılmıştır. Artık terimini ise kullanılmış ürünlerden arta kalan maddeler şeklinde tanımlayabiliriz.
- “Kirletme yasağı” başlıklı 8. maddeye göre “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.” hükmü öngörülmüştür. Yine Çevre Kanunun 20. atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 6.maddesinin a bendinde bu yasağa uymayanlara 100.000 tl. idari para cezası getirilmiştir.
- Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi halinde failin cezası iki katı kadar artırılacaktır.Tabii bu sebebin varlığı da teknik bir konu olup, bu hususta uzman raporlarından faydalanmak mümkündür.
- Suç konusu atık ve artıkların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olması gerekir. Bu halde faile 5 yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Çaycuma çevresinde uzman incelemesi yaptırılarak fabrikanın atık ve kokusu nedeniyle bazı bitki türlerinin yetişme ve büyümelerinde sorun olduğu görülecektir.
- Komisyon bu davayı sadece 10. madde açısından kabul etmiş ve bu madde uyarınca oy çokluğu ile yüksek risk taşıyan bir bölgede yaşayan başvurucuların “çevrenin korunması ile ilgili meseleler hakkında yeterli bilgi sahibi olma” haklarının bulunduğuna hükmetmiştir. Başvuruculara böyle bir bilgi verilmediğinden10. madde ihlal edilmiştir. Mahkemenin de belirttiği gibi:Avrupa Konseyi’nin bu alandaki belgeleri arasına dikkate alınanlardan söz konusu dava ile en alakalı olan belge 26 Nisan1996 tarihinde (16. oturumda) kabul edilen ve Çernobil felaketi ile ilgili olan 1087 (1996) sayılı Parlamenterler Meclisi Kararıdır. Sadece sivil sektörde nükleer enerji üretimi ve kullanımı ile ilgili risklere değil aynı zamanda diğer meselelere de değinen belge şunu ifade etmektedir: “Kamunun [böylesi bir risk ile ilgili] açık ve eksiksiz bilgiye erişimi ... temel bir insan hakkı olarak görülmelidir.”( Guerra kararı, § 53, Leander-İsveç, 26 Mart 1987 tarihli kararı )
- Mahkeme 2004 yılında Öneryıldız-Türkiye davasında 2. maddenin iki boyutunu, esasî ve usûlî olmak üzere, yaşamı tehdit eden çevresel meseleler ile ilgili olarak ayrı ayrı incelemiş ve bunların her birine uygulanacak genel prensipleri açıkça belirtmiştir. Mahkeme, ilk bağlamda çevresel tehlikeler ile ilgili olarak bundan etkilenen bireyler ve kamuya bilgi verilmesinin öneminin altını çizmiştir. Mahkeme, bu alandaki Avrupa Konseyi sözleşmelerine ve tavsiyelerine dikkate değer bir vurgu yapmıştır.( Öneryıldız-Türkiye, 30 Kasım 2004 tarihli Büyük Daire Kararı )
- Çevre hakkı özünde çevrenin korunmasıyla ilgili olup, insanların yaşadığı fizikîortamın insan sağlığı için tehlikeli hale gelmesini önlemek amacına yöneliktir.Çevre kavramının tabiî çevre yanında, insan yapısı olan sosyo-kültürelçevreyi de kapsadığı genellikle kabul edilmektedir (Kuzu 1997: 157). Çevreyisağlık için tehlikeli hale getirebilecek etkiler, başlıca “çevresel felâketler” ilesanayileşme ve iktisadî kalkınma faaliyetlerinden doğmaktadır. Nükleer kazalar,deniz kirliliğine yol açan petrol tankerleri kazaları, kimyasal sızıntı ve akıntılar vb. çevreyi kirleten bu türden felâketlerin başında gelmektedir. Bu arada havakirliliği ciddî bir çevre sorunudur. Ayrıca, madencilik faaliyetleri de çevreyikirleten sonuçlar meydana getirmeye elverişlidir (Kaboğlu 2000: 337).
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ayrı bir “çevre hakkı”na yer vermemiş olsa da,Strasbourg Mahkemesi bunu hayat hakkı, özel ve aile hayatına saygı, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı, mülkiyet ve konut hakları gibi diğer haklar aracılığıyla dolaylı olarak korumaktadır (Kaboğlu 2005: 307).
HUKUKİ DELİLLER : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,T.C. Anayasa,TCK
ve ilgili tüm mevzuat
SÜBUT DELİLLERİ :
- Dere yatağında inceleme yapılarak atıkların sağlık ve çevre açısında zararlı olup olmadığının tespiti
- Çaycuma çapında uzman tarafından yapılacak bitki örtüsü üzerindeki çalışma ( Şüphelinin yaydığı atık ve kokunun etkisi bakımından son 40 yıl )
- Çaycuma içindeki hastanelere çevreye yayılan koku ve atıklardan ötürü başvuru olup olmadığının sorulması
- Filyos Çayına akıtılan yerden alınacak numunelerde mevzuat çerçevesinde aykırılık olup olmadığının uzman tarafından belirlenmesi
- Ve resen tespit edilecek hususlar
NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere şüphelinin yaptığı eylemden ötürü cezalandırılması, soruşturmanın yürütülmesi ve masrafların şüpheli üzerinde bırakılması arz ve talep ederim.13/09/2012
Müşteki
Şahin ÇARŞANBALI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder