28 Haziran 2013 Cuma

Çaycuma Organize Sanayi Bölgesinin çevreye olan etkisi

Çaycuma Organize Sanayi Bölgesinin hemen yanından akan derede yaklaşık 10 yıl önce balıklar yaşayıp, dere yöre insanı tarafından aktif bir şekilde kullanılıyordu. Oysa şimdi resimlerde de görüleceği üzere dere yatağı berbat durumda ve bırakın kullanmayı, bu derenin yanından geçerken burnunuzu tıkamanız gerekmektedir.



Bu olay ile ilgili olarak Çaycuma Cumhuriyet başsavcılığına 28/06/2013 tarihisnde şikayette bulunduk. İlgili olanlar okuyabilirler : 

                                                          ÇAYCUMA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYETÇİ : ŞAHİN ÇARŞANBALI
ADRES Topkapı Mah. Pazartekke Aralığı Sk. No.1 D.9 Taç Apt. Fatih 
İstanbul
Çarşambalıoğlu/ Velioğlu Mah. No.60 Çaycuma Zonguldak
ŞÜPHELİ : Suç konusu dere yatağını kirleten ismini bilmediğim şirketler ve denetim görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri.
ADRES : Perşembe Yolu ( yeni yol ) Üzerinde bulunan Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi 67900 Çaycuma ZONGULDAK
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi

KONU : Çevreye yayılan sağlığa zararlı, insan yaşama kalitesini ciddi anlamda azaltan koku ile ekte resimlerde mevcut olan dereye şüpheli tarafından bırakılan ve zehirli olduğunu düşündüğüm atıklar.
AÇIKLAMALAR 
Ekteki resimlerde görülen dere yatağı Çaycuma Organize Sanayi bölgesinde bulunan dere yatağına ilişkindir. Dere yatağı uzun olup Çaycuma Filyos Çayına akmaktadır. 
İlgili dere yatağında gerekli “ bilirkişi incelemesi” yaptırıldığında da görüleceği üzere ve bizzat keşif yapıldığında “ berbat” koku hissedileceği üzere insan sağlığı konusunda ciddi anlamda zararlı olduğu kanaatine vardığım atık maddeler ile ilgili olmak üzere işbu şikayet dilekçesi makamınıza tevdi edilmiştir. Bu durum uzun süredir devam etmekte olup buna ilişkin şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmamıştır. 
Yörede bulunan ve bu derenin geçtiği yerlerdeki tüm insanları rahatsız eden bir koku mevcut olup, bu durum insannın “ yaşam kalitesini” düşürdüğü konusunda hiçbir şüphere yer bırakmamaktadır. 
Şu hususa dikkat çekmek isterim ki ; şikayet konusu dere yatağı, günümüzden yaklaşık 10 yıl önce eliniz ile balık tutabileceğiniz kadar temiz ve insan sağlığı açısından da hiçbir risk taşımayan konumda bulunuyordu. Bu konuda yapılacak saha araştırmasında bu durum apaçık ortaya çıkacaktır. Buna ilişkin olarak dere yatağının yanında meydana gelen “ sanayileşme” dolayısıyla doğanın ayrılmaz bir parçası olan “ dere yatağı” , temiz ve güvenilir olma vasfını yitirmiş olup çevreye kasten ve bilerek tecavüz edilmiştir. Bu konuda “ gerekli denetimleri” yerine getirmeyen “ KAMU GÖREVLİLERİ” de suçun faili konumundadır
OLAYIN HUKUKİ BOYUTU : İnsan Hakları Sözleşmeleri ile Anayasa ve ilgili tüm mevzuat çerçevesinde düşünüldüğünde mevcut bu durum suç olup cezalandırılması gerekmektedir. Ayrıca bu şekilde sağlığa zararlı faaliyet gösteren firmaların tedbirren durdurulması gerekmektedir.
Anayasının 56. maddesine göre “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. “Türk Ceza Yasasının 181. maddesinde “ (1) İlgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza iki katı kadar artırılır.(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
UZMAN GÖRÜŞLERİ ALINMASI HUSUSU : Mevcut bu eylemlerin gerçekleştiğinin tespiti ancak uzman raporlarıyla mümkündür. Bu noktada sayın makamanızca uzman raporu alınmasını talep ediyoruz. Bu konuda makamınıza yakın olan Karabük Üniversitesi, Bülent Ecevit Üniversitesi, Bartın Üniversitesi ve en detaylı raporu verecek olan TUBİTAK’tan uzman raporları alınması gerekmektedir. Bu konuda tarafımca şikayet edilmiş olan Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığı 2012/2001 Haz. no.lu dosya işbu şikayet konusu olayda makamınıza yardımcı olacağı kanaatindeyim. Zira esas itibariyle sorulturma konuları aynıdır. ( Çevre kirliliği )
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesine göre "Atık" terimi; “herhangi bir faaliyet sonucunda çevreye atılan veya bırakılan zararlı maddeleri” ifade eder. Çevre Kanununda atık ve artık terimleri birlikte kullanılmasına rağmen sadece atık teriminin tanımı yapılmıştır. Artık terimini ise kullanılmış ürünlerden arta kalan maddeler şeklinde tanımlayabiliriz.
“Kirletme yasağı” başlıklı 8. maddeye göre “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.” hükmü öngörülmüştür. Yine Çevre Kanunun 20. atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Bu maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 6.maddesinin a bendinde bu yasağa uymayanlara 100.000 tl. idari para cezası getirilmiştir. 
Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi halinde failin cezası iki katı kadar artırılacaktır.Tabii bu sebebin varlığı da teknik bir konu olup, bu hususta uzman raporlarından faydalanmak mümkündür.
İNCELEME TALEBİM : Suç konusu atık ve artıkların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olması gerekir. Bu halde faile 5 yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Çaycuma çevresinde uzman incelemesi yaptırılarak fabrikaların atık ve kokusu nedeniyle bazı bitki türlerinin yetişme ve büyümelerinde sorun olduğu görülecektir.
ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN ÇEVRE KİRLİLİĞİ : Komisyon bu davayı sadece 10. madde açısından kabul etmiş ve bu madde uyarınca oy çokluğu ile yüksek risk taşıyan bir bölgede yaşayan başvurucuların “çevrenin korunması ile ilgili meseleler hakkında yeterli bilgi sahibi olma” haklarının bulunduğuna hükmetmiştir. Başvuruculara böyle bir bilgi verilmediğinden10. madde ihlal edilmiştir. Mahkemenin de belirttiği gibi:Avrupa Konseyi’nin bu alandaki belgeleri arasına dikkate alınanlardan söz konusu dava ile en alakalı olan belge 26 Nisan1996 tarihinde (16. oturumda) kabul edilen ve Çernobil felaketi ile ilgili olan 1087 (1996) sayılı Parlamenterler Meclisi Kararıdır. Sadece sivil sektörde nükleer enerji üretimi ve kullanımı ile ilgili risklere değil aynı zamanda diğer meselelere de değinen belge şunu ifade etmektedir: “Kamunun [böylesi bir risk ile ilgili] açık ve eksiksiz bilgiye erişimi ... temel bir insan hakkı olarak görülmelidir.”( Guerra kararı, § 53, Leander-İsveç, 26 Mart 1987 tarihli kararı ) 
Mahkeme 2004 yılında Öneryıldız-Türkiye davasında 2. maddenin iki boyutunu, esasî ve usûlî olmak üzere, yaşamı tehdit eden çevresel meseleler ile ilgili olarak ayrı ayrı incelemiş ve bunların her birine uygulanacak genel prensipleri açıkça belirtmiştir. Mahkeme, ilk bağlamda çevresel tehlikeler ile ilgili olarak bundan etkilenen bireyler ve kamuya bilgi verilmesinin öneminin altını çizmiştir. Mahkeme, bu alandaki Avrupa Konseyi sözleşmelerine ve tavsiyelerine dikkate değer bir vurgu yapmıştır.( Öneryıldız-Türkiye, 30 Kasım 2004 tarihli Büyük Daire Kararı )
Çevre hakkı özünde çevrenin korunmasıyla ilgili olup, insanların yaşadığı fizikîortamın insan sağlığı için tehlikeli hale gelmesini önlemek amacına yöneliktir.Çevre kavramının tabiî çevre yanında, insan yapısı olan sosyo-kültürelçevreyi de kapsadığı genellikle kabul edilmektedir (Kuzu 1997: 157). Çevreyi sağlık için tehlikeli hale getirebilecek etkiler, başlıca “çevresel felâketler” ile sanayileşme ve iktisadî kalkınma faaliyetlerinden doğmaktadır. Nükleer kazalar,deniz kirliliğine yol açan petrol tankerleri kazaları, kimyasal sızıntı ve akıntılar vb. çevreyi kirleten bu türden felâketlerin başında gelmektedir. Bu arada hava kirliliği ciddî bir çevre sorunudur. Ayrıca, madencilik faaliyetleri de çevreyi kirleten sonuçlar meydana getirmeye elverişlidir (Kaboğlu 2000: 337).
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ayrı bir “çevre hakkı”na yer vermemiş olsa da,Strasbourg Mahkemesi bunu hayat hakkı, özel ve aile hayatına saygı, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı, mülkiyet ve konut hakları gibi diğer haklar aracılığıyla dolaylı olarak korumaktadır (Kaboğlu 2005: 307).

HUKUKİ DELİLLER : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,T.C. Anayasa,TCK 
ve ilgili tüm mevzuat
SÜBUT DELİLLERİ : 
Dere yatağında inceleme yapılarak atıkların sağlık ve çevre açısında zararlı olup olmadığının tespiti
Çaycuma çapında uzman tarafından yapılacak bitki örtüsü üzerindeki çalışma ( Şüphelinin yaydığı atık ve kokunun etkisi bakımından son 40 yıl )
Çaycuma içindeki hastanelere çevreye yayılan koku ve atıklardan ötürü başvuru olup olmadığının sorulması
Filyos Çayına akıtılan yerden alınacak numunelerde mevzuat çerçevesinde aykırılık olup olmadığının uzman tarafından belirlenmesi
Ve resen tespit edilecek hususlar

NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere şüpheli veya şüpheli firmalar hakkında ve denetim görevini yapmayan kamu görevlileri hakkında, yaptıkları eylemden ötürü cezalandırılması, soruşturmanın yürütülmesi ve yargılama masraflarının şüpheliler üzerinde bırakılması arz ve talep ederim.13/09/2012

Müşteki Şahin ÇARŞANBALI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder